DENEME-06
20/1/2008 · Kategori: Denemeler
ŞÜKÜR
Şükür, Allah’a duyulan minneti dile getirmeye denir. Allah’ın sunduklarına karşı hoşnutluk, rıza, memnuniyet, mutluluk, sevinç ve coşku gösterme halidir şükreylemek.
Nankör insan, ulaştığı bir sonuca, içinde bulunduğu bir duruma, sahip olduğu bazı değerlere, nimetlere, daha iyisinin varlığına özlem duyarak hayıflanan, daha iyisi olmadığı için oflayıp puflayan kişidir. Sınavda kaçırdığı bir iki soru yüzünden zırlamaktansa, doğru cevaplandırdığı sorulara şükreylemek sınavda Allah’ın yardımını hissettiği her bir ana şükür etmek, sınava hazırlanma sürecini musibetsiz atlattığı için Allah’a huzur içinde minnet duymak nankör olmayan kadirbilir kişiye mahsus özelliklerdir.
“Şükür, kanaat hissinden kaynaklanır, memnuniyet durumuyla yoğrulur ve huzur eşliğinde ucu Allah’a kadar uzanan sonsuz bir nimettir. Şükürsüzlük ise hırs vaziyetinden köken alır, gaflet uykusuyla uyuşturur ve de şikayetler eşliğinde ucu hayvanlığa kadar uzanır.” Kanaat etmek, mevcut imkanları kafi görüp, daha iyisini istemeden yaşanan bir razılık durumu değildir. Kanaat etmek demek, Allah’tan bir şeyler istemek, onlara ulaşmak için çabalamak ama elde edilen her sonuca, sahip olunan her kazanca şükür etmektir. Hırs ise istemek, çabalamak, bir şeyler elde etmek ama elde edilen hiçbir sonuca razı olmamaktır. Hırslı kişi kanaat nedir bilmez. Şükür o kişiye ters gelir, kendisini kısıtlayan bir engel olarak görür şükür nimetini. Hâlbuki şükür nimeti artırır. Çünkü Allah Kuran’da diyor ki: Ve düşünün ki Rabbiniz şöyle ilan buyurdu: “Celalim hakkı için şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım ve eğer nankörlük ederseniz, haberiniz olsun ki azabım çok şiddetlidir!” (İbrahim suresi, 7. ayet) Kanaat etmek, her olayda iyi yan bulup, hikmet arayıp her sonuçtan razı olmaktır, ama istemeyi sonlandırmak, sürdürmemek değildir. Allah’tan sürekli isteyeceğiz, isteklerimiz doğrultusunda elimizden geleni yapacağız ancak, Allah’ın takdir ettiği sonuçlara isyan etmeyeceğiz, aksine daha kötüleri olabileceği düşüncesiyle şükreyleyeceğiz. Şükreyledikçe Allah nimetimizi artıracak. Allah’tan para pul mu istiyorsun, para kazanmak için çırpınacaksın, ama ilk bir ayda hesap ettiğin paraya ulaşamamışsan nankörlük edip küfürler savurmayacaksın, Allah’a şükredeceksin. Şükreyledikçe, şükrü tattıkça daha güvenli, daha huzurlu, daha azimli çalışarak, daha rahat bir psikolojiyle çalışarak paranı artırmaya çalışacaksın. “Şükür eden bir ruh, arzuladığı menzillere ulaşmasını sağlayan yolları, enkazlar arasından da olsa bulur, önüne serer. Şükretmeyen, hırs eden bir beyin ise, arzusuna giden yolda ilerlerken, hedefine ramak kalmış bile olsa, hatta hayaline kavuşsa dahi, nankör beyniyle gaflet bataklığında mutsuzca çökmeye mahkumdur.”
Kanaat etmek, şükretmek mutluluğun olmazsa olmazıdır. Razı olmak nedir bilmeyen, çılgınca isteyen, hiçbir sonuçtan memnun olmayan kişiler! Size sesleniyorum: Lütfen, şu an hayatta ne istiyorsanız, ona kavuştuğunuzu hayal edin. Araba mı istiyorsunuz? Dünyanın en kaliteli, en pahalı, en lüks, en iyi arabası sizin şu an. Ev mi istiyorsunuz, eş mi istiyorsunuz? Eşi benzeri görülmemiş bir saray, ve dünya güzeli bir eşiniz var şu an. Para mı istiyorsunuz, şöhret mi istiyorsunuz? Dünyaları satan alacak kadar paranız var sizin, sizi tüm dünya tanıyor ve size saygı gösteriyor şu an. Başka ne istersiniz? İnsanlarla çok iyi iletişim kuran, sempatik bir kişi olmak mı? Dünyanın en sempatiği sizsiniz, girdiğiniz her türlü ortamla harikulade bir uyum içine giriyorsunuz. Ne istiyorsanız onun alasına sahip olduğunuzu düşünün… Peki, doydunuz mu? Yoksa hala zevk arayışı içerisinde misiniz? Nefsinizi doyurmanın imkansız olduğunu pekala anladığınızı ya da zaten bildiğinizi varsayıyorum. Demek ki, insan şükür nedir bilmezse, memnun olma nedir bilmezse, razı olma hissini yaşamazsa, kısaca nefis düşmanına hizmet ederek yaşarsa, nefis denen kudurmuş köpeği doyurmaya çalışmaya hizmet eden bir hayat felsefesi güderse kudurmuş bir köpek seviyesine doğru yol aldığının farkında olsun.
Evinizde sıcacık çorbanız varsa, bunu her içişinizde şükretmelisiniz. Üniversitede istediğiniz bölümdeyseniz, kapısından girdiğiniz her gün şükretmelisiniz. İstemediğiniz bölümdeyseniz, ona da şükretmelisiniz, hiçbir yer kazanamayabilirdiniz, limon satabilirdiniz. Açsanız şükredin, doyma zamanınız siz de biliyorsunuz ki yakındır. Susuzsanız şükredin, susuzluktan ölecek haliniz yok, ama susuzluktan ölenler var. Peygamberimiz buyuruyor ki: “Kendinizden aşağı olana bakın, üstün olana bakmayın. Çünkü bu hareketiniz, Allah’ın size olan nimetini küçük görmemeniz için daha uygun olur.” (Tirmizi)
Şükrü severek yapmak gerekir. Mevlana diyor ki: “Nimete şükretmek, nimetten daha hoştur, şükür seven kimse, şükrü bırakır da nimet tarafına gider mi?” Yani, Mevlana hazretleri Allah’a şükretmeyi hoş buluyor, şükretme eylemini hoş buluyor, şükür ediyor olma durumunu hoş buluyor, nimeti değil. Namaz kılmayı seven biri yatıp kalkmayı, spor yapmış olmayı sevmez, Allah’ı düşünür ve o çerçevede bir sevgi söz konusudur. Şükürde de Allah söz konusu olduğu için, şükür Allah’a teşekkür etme olayı olduğu için elbette ki sevilmesi gereken nimet değil şükür olmalıdır.
Şükür Kuran’da en çok geçen konulardandır. İnternette Kuran’da kelime arama sitelerine girin ve “şükür” yazın, “şükr” yazın, “hamd” yazın, bakın sayfalar dolusu ayetlerle karşılaşmayacak mısınız! Ayetlerin bir çoğunda “şükür” kelimesi çok yüce kelimelerle bir arada geçmiştir. Mesela: Zümer süresi 66.ayette: “Hayır, artık Allah’a kulluk et şükredenlerden ol” deniyor. Allah’a kulluk gibi yüce bir vazifeyle şükür aynı ayette. Rahman süresinde, Allah şükretmeyenleri 31 defa “febieyyi ala irabbiküma tükezziban” ("Rabbinizin nimetlerinden hangi birini inkâr edersiniz?") ayetiyle tehdit etmektedir.
Denemeyi Mevlana’yla bitirmek istiyorum: “Ey hakikati seven, sözlerine güvenilir kişi! Cenab-ı Hakk’a çok, pek çok şükrediniz ki, nimetler içinde nimetlere, ihsanlar içinde ihsanlara kavuşasınız!”
Murat AYDIN
(10 Kasım 2007/ 16.40)
0 yorum yazılmıştır